Öğrenme Performansı

Her canlının sadece ona has bir marifeti ve sadece ona has bir performansı var. Tüm canlılar içinde sadece midye, sedef üretip inci yapabiliyor. Arılar, tüm canlılar içinde petek, balmumu ve propolis yapabilen tek tür. Sadece örümcekler evini ağ dokuyabiliyor. Sadece karıncalar yer altında dev yaşam siteleri kurabiliyor. Kuyruklu her hayvana karşılık, sadece timsah, kuyruğuyla savaşabiliyor. Uçmak sadece kuşlara has bir özellik. Uçan balığın uçuşu ile kuşunki bir değil. Her canlı, kendine has özelliği ile bir performans sergiliyor.
Peki performans söz konusu olduğunda insana has özellikler neler?
Anatomik olarak insan eli, tüm canlılardan farklı bir yapıya sahip. İnsandan daha iyi gören, daha hızlı koşan ve daha hassas duyan canlılar var. Bununla birlikte hiçbir canlıda insanın elinin özellikleri yok. İnsan, eli ile pek çok çeşit, detay ve hassasiyette işler yapabilen tek tür. O eller, tuzak kurup bir aslan avlayabiliyor. Mızrak, ok atıp uzaktan savaş imkânı sağlayabiliyor. Duygularını ifade edebiliyor ve kalem tutup, düşüncelerini yazıya aktarabiliyor.. İnsan elinin performansı, başka hiçbir canlıda yok.
İnsana has bir diğer özellik, düşünebilmesi. Bu özelliğini kullanmadığında da çok sorun yaşıyor. Düşünmeden hareket ettiğinde, zarar göreceği durumlarla karşı karşıya kalıyor. Düşünen insan ise öğreniyor ve öğrenme özelliği ile ilk sıraya yerleşiyor. Öğrenmeye açık oldukça başarılı oluyor. Başarının en önemli şartı, öğrenmeye açıklık. Ne kadar iyi bir öğrenciyse, insan o kadar yol alıyor, öğrenme performansı artıyor.
Öğrenme performansı ile insan, tüm diğer canlılardan ayrılıyor. Öğrenme kalitesi ise irdeleme becerisi ile ilgili. İrdeleme becerisi ise iyi soru sormayı gerektiriyor. Soru sorarak düşünen bir zihin, yine insanın ayrıştığı yer. Soru kalitesi ise ilişkilendirme becerisiyle ilgili. İlişkilendirme becerisi, tüm canlılardan farklı işliyor insanda. Bir fasulye tanesiyle yıldızların hareketini ilişkilendirebilecek bir sisteme sahip.
Öğrenme ile ilgili bu kadar avantaja ve farklılığa sahipken, neden öğrenmez insan?
Bu da başka bir merak konusu değil mi? Bunca okul, imkân, birikmiş deneyim olmasına rağmen ve bu kadar kolaylaştırılmasına rağmen.. Tüm tasarımı, öğrenmeyi destekleyecek şekilde olan bir canlı neden öğrenmek istemez?
Oysa merak eden, anlama sorusu soran, kalem tutan, okuyan, düşünen insana öğrenme ne kadar da kolaylaştırılmış. Gerçekliğin açlığını duymak gönlüne sevdirilmiş. Öğrenme açlığı denilen o his, uğruna dünyanın öbür ucuna gitme motivasyonu vermiş. Öğrenen öğrendiğini öğrettiğinde, bilgisi eksilmemiş. Aksine, zihni yeni bağlantılar kurabilmiş, öğrendiği pekişmiş, başka bilgilere geçiş yapabilmiş.. Bundan lezzet alabilmiş, kendisine meslek edinebilmiş. Performans söz konusu olduğunda; öğrenme performansıyla fayda sağlayabilmiş.
Öğrenme performansı, insanın diğer insanlardan da ayrıştığı yer. Hayatta başarılı olanların ortak özelliği, öğrenme performanslarının yüksek oluşu. Öğrenme performansını yükseltmeyi her ebeveyn çocuğu için diler. Her iş veren, çalışanı için diler. Her öğretmen öğrencisi için bekler..
Bir örümceğin, bir arının öğrenme performansına hayret eder insan. Oysa asıl hayret edilmesi gereken, kendisine bu kadar kolaylaştırılmışken öğrenmeyen kişilerin olması değil midir?
Yorumlar (17)
❤️
İnsanın merakını canlı tutması çok önemli. Hangi yaşta olursa olsun bilen değil, ögrenebilen olmak çok kıymetli. Tabi bunun içinde emek gerekiyor.
İnsanın her zaman en büyük sıkıntı yaşadığı yerlerde bu saklı olması ne kadar acı. İnsan bu kadar desteklendiğini bilse başarı elde etmesi kaçınılmaz olur. Faydalı bir yazı olmuş emeğinize sağlık🌻
İnsan neden merak etmeyi bırakır o zaman? Neden düşünmeyi bırakır?
Hayvanlar bilen insan ise öğrenebilen… Öğrenebildiğimiz kadar insanız aslında…
İnsan sürekli öğrendiğinde kendini güncel tutabiliyor. Günceli yakalayamayan da sağlıklı ilişkiler kuramıyor.
İnsan yaratılış olarak ne kadar üstün yaratılmış. Biz öncelikle bu kadar üstün yaratıldığımızın farkında değiliz. Bize yaratılışta verilen değer kadar biz kendimize değer vermiyoruz sanırım…
O zaman insanın bu hayatta mutlu ve başarılı olabilmesi, diğer canlıların da ihtiyacını görebilmesi, öğrenme performansının yüksek olmasıyla ilgili, merakını doğru yerde doğru soruları sorabilmesiyle ilgili. Diğer mutlu ve başarılı olanlara fark attığı yer. Ve öğrendiğini paylaştıkça hiç eksilmeden daha çok yeni bilgiye ulaşabilmesi, zihninin de performansını arttırabilmesi ne kadar mucizevi bir özellik. Örneklerle çok öğretici bir yazı olmuş
İnsanın kendine verilen imkanlarının farkında olmaması da ayrıca hayret verici değil mi? Oysa hassas bir irdeleleme yapsa ve “neden?” diye sorsa…belki de çok şey değişir hayatında…
Kalem kullanma özelliği olan tek canlının insan olması beni hep çok etkiliyor..
İnsan bilmediğini kabul edip bir de buna merak eklediğnde öğrenmesi hızlanıyor. İrdeleyince de bilgi kalıcı hale geliyor.
Evet çok doğru bir soru, insan neden öğrenmeye direnir? Konfor alanını terk etmek, alışılagelmiş şeyi yapmamak çok zor da ondan…
Biliyorum demeye bıraktığında öğrenecek insan… Bi bıraksa var ya:))) Bi bıraksak var ya…
İnsan neden öğrenmez? Öğrendiklerinin getireceği sorumluluğu almak istemez. Kendine iş çıkarmak istemez. Oysa ondan çıkacak olan çabadan çok daha büyük bir konforu geride bırakmış olur.
Merakımı nerelerde kullandığımı sorgulattı bana bu yazı… Doğru sorular soruyor muyum kendime? Öğrenmeye ne kadar meraklıyım? Kalem tutan ellerinize sağlık 💐
İnsanoğlu, kendisine verilmiş olan potansiyeli tam kullanmış olsaydı, şu anda bulunduğu konumdan çok daha yukarılarda olurdu kanaatindeyim. Ayrıca, öğrenmeyi engelleyen en büyük faktör, “ben biliyorum” yanılgısı ile öğrenme açlığı hissetmemesidir.
Maymunun da elleri insana benzer ama maymun bir kalem tutamaz, yazı yazamaz… o zaman gerçekten de insana kolaylaştırılmış öğrenmek. Peki bütün bu desteğe rağmen neden öğrenmez…? Çünkü bildiğini zanneder halbuki konu ne olursa olsun mutlaka benden daha bilgili biri çıkar. Komplekslerimiz yüzünden ben bilmiyorum demeyi unuttuk… konforumuzu terk edemediğimizden de merak etmeyi…
